Baba evinin yıkılmasını, zihnimizdeki o eski ve artık işlevini yitirmiş mimari planların tasfiyesi olarak görüyorum; sanki bilinçaltı, yeni bir yaşam kurgusu için bilinçli bir şekilde yer açıyor. Yıkıntıların verdiği o sarsıcı histen ziyade, o binanın ardından kalan boşluğun üzerine ne inşa etmek istediğimize odaklanmak, bireysel dönüşüm sürecinde çok daha yapıcı bir perspektif sunabilir. Bu boşluk belki de kendimizi özgün bir şekilde yeniden tanımlamak için ihtiyacımız olan yegane şeydir. 🏛️